Sağlık Meridyeni

 

Dr. İsmail Maraş  

İltihabi barsak hastalığı nedir?


Bu rahatsızlığa ülseratif kolit de denilir. Kalın bağırsağın müzmin bir şekilde iltihabı söz konusudur. İltihabi barsak hastalıkları sindirim sistemi kanalının kronik iltihabı ile karakterizedir ve en sık iki nedeni Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolittir. Bu iki hastalık birbirine benzediği için iltihabi barsak hastalığı adı altında toplanmıştır.

Hastalığın görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişse de genelde doğal beslenmeden, doğal ortamdan uzaklaşan stresli bir hayata mahkûm olan İstanbul gibi dev metropollerde daha yoğun olarak görülür.
En sık 20-40 yaşlarında başlar ama 55-65 yaşlarında da ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda, sebebi belirlenemeyen alerjik reaksiyonlar sonucu bağırsak florasında düzensizlikler olmaktadır. Dolayısıyla alınan besinler sindirim sırasında hastalarda bazen kanamaya veya sürekli ishale sebep olmaktadır. Her iki hastalık da alevlenmeler ve yatışmalar ile seyreder. Hastalığın alevlenme döneminde sindirim kanalında tutulan alan ödemli, şiş ve kızarıktır. Hastalığa ait belirtiler bu dönemde görülür. Alevlenme dönemini takiben oluşan sessiz dönemde hastalık kısmen yatışmıştır ve şikâyet yoktur.

Bağırsak iltihabı neden olur?
İltihap, bizi enfeksiyonlardan ve diğer dış etkenlerden koruyan bağışıklık sisteminin bir cevabıdır. İltihap normalde kötü bir şey değil, aksine savunmanın bir parçasıdır. Ama vücut zararsız maddelere karşı da aynı etkiyi gösterir veya başlattığı iltihabı kontrol edemezse, iltihabın kendisi hastalığa neden olabilir. Sindirim kanalı iltihaplandığında doku şişer, kızarır ve kalınlaşır. Ağrılı yaralar (ülserler) oluşabilir ve bu yaralar kanayabilir.
İltihabi barsak hastalıklarının nedeni tam olarak bilinmiyor. İltihabi barsak hastalığının gelişiminde genetik, çevresel, enfeksiyöz, immunolojik (bağışıklık sistemiyle ilgili) ve psikolojik birçok faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Hastaların yüzde 20’sinin ailesinde veya akrabalarında bu hastalık vardır.
Klinik müşahedelerimizde gördük ki birçok kimsede soğuk sıcak alerjisi, (hassasiyet), mide barsak enzimlerindeki yetersizlik, ayaküstü beslenme, düzensiz uyku ve çalışma saatleri, stres, bel ve boyun problemleri, gizli alerjik bünye vb. bardağı taşırıcı ve şikâyeti artırıcı faktör olarak önemli yer tutmaktadır. Bu ve benzeri birçok faktörün birleşmesi sonucu bağışıklık sistemi olumsuz etkilenir ve barsak duvarında, kontrolsüz seyreden iltihabi bir reaksiyon başlar. İltihabi reaksiyon sonucu barsak duvarı hasar görür ve kanlı ishale, karın ağrısına sebep olur.

Belirtileri nelerdir?
Hastalığın aktif döneminde görülebilecek belirtiler şunlardır:
*Karın ağrısı, kramplar şeklinde olabilir. Bazen akut apandisiti taklit bile edebilir.
*Kanlı ishal, ülseratif kolitte daha sık görülür.
*Dışkıda sümük benzeri akıntı (mukus) olması
*Sürekli tuvalete gitme isteği, rektumdaki iltihap nedeniyle olur.
*İltihabın derecesi arttıkça sistemik belirtiler ortaya çıkar, yani ateş, terleme, halsizlik, bulantı, kusma, eklem ağrıları.
*Kilo kaybı, özellikle Crohn hastalığında belirgindir. Çünkü ince barsak tutulumu emilim bozukluğuna yol açar.
*İştahsızlık.
*Kansızlık.
*Hastaların yüzde 10’nu artrit, üveit, karaciğer hastalığı gibi hastalığın barsak dışı tutulumuyla kendini gösterir.
*Nadir de olsa çocuklarda da görülebilir.

Nasıl teşhis edilir?
Teşhiste hastanın hikâyesi önemlidir. Alevlenmeler ve yatışmalarla süre giden karın ağrısı, ishal, ateş iltihabi bağırsak hastalıklarını düşündürür. Bununla birlikte
*Dışkı incelemesi,
*Tam kan sayımı,
*Sedimantasyon,
*Baryumlu Film,
*Endoskopi,
*Kolonoskopi,
*Sigmoidoskopi vb. gibi tahlil ve tetkiklerle teşhis edilebilir.
Kolitis ülseroza ve akupunktur tedavisi Akupunktur uzmanı Dr. İsmail Maraş der ki:
Yaklaşık 15 yıldan beri klinik uygulamalarımızda, akupunktur tedavisi sonrası kolitis ülseroza vakalarında alevlenmelerin daha azaldığını ve daha çabuk geçtiğini müşahede ettik.
*Hatta akupunktur tedavisi ile şiddetli kanaması olan hastalarda dahi, istenilen cevap alabilmekteyiz.
*Birçok vakada kortizon ya kullanılmamakta veya çok az kullanılmaktadır.
*Hastanın durumuna göre kimi hastalara rahatsızlık süresince uygulanan medikal tedaviye destekleyici tedavi olarak uygulanırken, kimi vakalarda akupunktur ana tedavi olarak uygulanırken medikal tedaviyle de hasta desteklenmektedir.
*Hastalık kontrol altına alındıkça, kullanılan ilaçların dozu azaltılıp bazen de ilaçsız takip edilebilmektedir.
*Akupunktur hastayı komple tedavi ettiği için vücudun bağışıklık sistemini dengeler ve direncini arttırır.
*Böylece hasta, alevlenmeleri tetikleyebilecek yeni bir enfeksiyona daha az yakalanır.
*Daha az enfeksiyon demek daha az rahatsızlık demektir.
*Endorfin ve serotonin gibi maddelerin salgılanması için beyni uyarır.
*Vücudu, iltihap etkilerini azaltıcı ve baskılayıcı özellikteki kendi steroidini salgılaması için uyarır.
*Akupunkturun analjezik yani ağrı kesici etkisi vardır.
*Salınımını uyardığı endorfin ve enkefalinler bu etkide kısmen rol sahibidir.
*Akupunktur vücudun tüm doku ve organlarında yenileme ve hücre tamiratı başlattığı için, bağırsağın iç ve dış cidarının kanlanmasına ve beslenmesine ve yenilenmesine de sebep olur.
*Bağırsak boşaltım görevinin daha sağlıklı yerine gelmesini sağlar.
*Sindirim sistemini düzenler.
* Karaciğer ve böbrekleri uyararak vücuttaki toksinlerin atılmasını hızlandırır.


www.ufukotesi.com - 01 / 2007  

www.marasakupunktur.com

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.