Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.09.2018 



Milli Sıtrateji

 
Dr. Alptürk Ünlü

“Uşak” Papanın, yerli uşakları...


Papalar, Avrupa’nın siyasi şekillenmesinde de hep aktif politikanın içersinde bulunmuş ve özellikle bazı savaşların da tetikleyicileri olmuşlardır. Örneğin Avrupalıların kendi içersindeki iktidarların değişmelerindeki savaşların yanı sıra, Hıristiyanlığın mezhep mücadelelerinin de mucitleri, özellikle Papalar olmuştur. Bu konuda Papalığın, Ortodoks ve Purotestanlarla ilgili mücadelelerdeki payını hatırlayınız!

“Uşak” kelimesinin Türkçemizde birkaç karşılığı vardır: “Uşak”, ülkemizin illerinden birisinin adıdır. “Uşak”, bazı bölgelerde çocuk anlamında kullanılmaktadır. Örneğin Karadeniz bölgesinde ya da Azerbaycan’da olduğu gibi...”Uşak”kelimesi aynı zamanda, zenginlere hizmet eden insanlar için de kullanılmaktadır.
Papa’nın uşak kelimesiyle olan ilgisi, Anglo-Sakson-Yahudi ittifakının tetikçisi olarak çalışmaya itilmesiyle ya da daha doğru bir söyleyişle, görevlendirilmiş olmasıyla ilgilidir. Papa’nın bu ülkedeki yerli uşaklarına gelince, onların da kim olduğunu sizler bulunuz!
Bu bulmacadaki yol haritanızda, yerli uşaklar olarak, Anglo-Sakson-Yahudi ittifakına kul, köle anlamında ülkemizi peşkeş çekenler olmasın sakın! Yine bu bulmacadaki yol haritanızda, “Dinler arası diyalog” bülbüleri, ABD’ye sığınan efendiler ve ülkemizdeki hızlı “BOP”çular ile küreselci zeminden fonlanarak onlara teslim olan ve ülkemizde karga gibi ötenler unutulmasın! Yine bu aşamada Türklüğe düşman, bazı komünist-dinci ittifakı düzlemindeki gazeteler ve onnların malum yazarları da sakın dışlanmasın!
İşte “Uşak Papa’nın, Yerli Uşakları” tek tek karşınıza, kimlikleriyle, fotoğraflarıyla, yazılarıyla kolayca çıkmaktadırlar.
BOP’UN PAPASI
İstanbul’a gelen Alman asıllı Papa ve genel olarak Papalık kurumu, her dönemde politikanın da içersinde bulunmuştur. Papalık, Batı Roma İmparatorluğu yok olana kadar bazı zamanlarda da, o imparatorluğun destekçisi olmuş, örneğin dönemin Papası, Büyük devlet adamı Atilla’nın ayaklarına kapanarak yalvarmış ve Batı Roma üzerine yürümesini de engellemiştir.
Papalar, Avrupa’nın siyasi şekillenmesinde de hep aktif politikanın içersinde bulunmuş ve özellikle bazı savaşların da tetikleyicileri olmuşlardır. Örneğin Avrupalıların kendi içersindeki iktidarların değişmelerindeki savaşların yanı sıra, Hıristiyanlığın mezhep mücadelelerinin de mucitleri, özellikle Papalar olmuştur. Bu konuda Papalığın, Ortodoks ve Purotestanlarla ilgili mücadelelerdeki payını hatırlayınız!
Yine Papaların, Haçlı Seferlerindeki organizatörlüğünü unutabilir miyiz? Osmanlı dönemindeki deniz ve kara savaşlarındaki organizasyonlarda Papalık kurumunu yok sayabilir miyiz? Elbette sayamayız...Papalık kurumu, bilhassa Purotestan-Anglikan kiliselerinin Avrupa, ABD, Kanada ve Okyanusya’daki etkili olmasıyla birlikte, dünya siyaset tarihinde ikinci lige düşmüştür. Çünkü Purotestan-Anglikan sürecinde, dünya siyaset tarihine Anglo-Sakson- Yahudi ittifakı egemen olduğu için, Papalık ve dolayısiyle Katoliklik yedeğe düşürülmüştür. Hatta Papalık, ünlü Napolyon’un siyasi hareketlerinde de, bir anlamda ayaklarının altındaki paspas haline gelmiştir.
Son iki yüz yıllık süreçte, Anglo-Sakson-Yahudi ittifakının dünyada etkili olmasıyla birlikte, Papalıkta bu ittifakın dümen suyuna doğru kesin ve somut olarak düşmüş ya da düşürülmüştür. Özellikle Papalık kurumunu Anglo-Sakson-Yahudi ittifakı, II.Dünya Savaşı sonrasında komünizmin dünyada güç kazanmasıyla birlikte, yoğun bir şekilde kullanmaya çalışmıştır. ABD’li Yahudi teyorisyenlerin eliyle, “Kızıl Kuşağa” karşı, yeni politikalar geliştirmişdir. Bunlar da bir ölçüde; “Pembe Kuşak”, “Yeşil Kuşak” “Anti-Kızıl Kuşak” ve “Kara Kuşak” anlayışına dayandırılan politikalar şeklinde oluşturulmuştur. Bu politikaların “Kara Kuşak” kısmında, Papalık Kurumu ve Katolikler, en önemli unsurlar haline sokulmuştur. Buradaki yaklaşım, ilgili coğrafi bölgelerdeki Katolik anlayışına dayanan insanları, sürekli Komünizm ve dinsizlik korkusuyla tetikleyip, özellikle kendi çıkarlarına yönelik olarak uyanık (!) halde tutmaktır. Bu uyanıklık süreci, elbette uluslarüstü Yahudi sermayesinin Dünyada rahatça at oynatmasını sağlamak ve o anlamda düşünceler üretmesini sürdürmek şeklindedir.
Bu şekilde çalışmak için, çok sayıda yöntemler belirlenmiş ve süreç sırasında da bunlar yürürlüğe sokulmuştur.Nitekim Polonya kökenli önceki Papa’nın, 1970’lerin sonlarına doğru göreve getirilmesi, Anglo-Sakson-Yahudi ittifakının Soğuk Savaş sürecindeki en önemli adımlarından birisi olmasına yol açmıştır..Bunun sonucunda, Sovyetler Birliğinin başında bulunduğu gurup, özellikle, Polonya cephesinden çatırdamaya başlayarak, çatır çatır göçmüştür. Yani Polonyalı Papa, Soğuk Savaş’ın papasıydı. Alman asıllı Papa ise, BOP’un Papasıdır. Alman kökenli Papa, aynı Polonyalı Papa gibi, Anglo-Sakson-Yahudi ittifakının emri dahilinde hareket etmektedir.
Günümüzde Papa, öylesine Anglo-Sakson-Siyonist Yahudi ittifakının düzleminde hareket ediyor ki, Katolikliğin tarihsel geleneği anlamında, pek çok yapmaması gereken şeyleri yapıyor. Bunun için Papalık makamının tarihsel birikimi esas alınmıyor ve de geçmişte Aziz ilan ettikleri, sevip, saydıklarını söyledikleri kişilerin, sözleri ve yaptıkları da dinlenmiyor.
Elbette bir Papanın bunu yapapilmesi için, bazı şartların oluşması lazımdır. Bu anlamda Alman asıllı Papa, bu göreve nasıl, hangi güç odaklarının etkisi ve puropagandası ile geldiğini çok iyi biliyor. Yine bu makama gelmesinde ön ayak olanların ne istediğini de iyi bilmektedir. Aynı bundan önceki Papa’nın bildiği ve yaptığı gibi... Peki Papalık bu kadar kendi geçmişine ters düşen ilişkilere girdiyse, bunun sebebi ne olabilir? Anglo-Sakson-Yahudi ittifakınca